Genelde bu tür konulara uğramamaya çalışıyorum. Zira söz konusu "siyaset" olduğunda ülkenin tutarsız fikirleri şelale gibi akıveriyor maşallah. Tartışma kültürü de gelişmediğinden her şey bir çıkmaza, açmaza takılıyor. "bu forumda siyaset yasaktır." diyip yazıyı sonlandırabilirim, lakin madem burada siyasi kimliğini vurgulayıp kin kusanlar ceza almamış ve kaç saattir bir ban ya da mesaj editi söz konusu olmadığından ben de bulaşayım dedim.
Yine de bir gelişme var. Mesela şehitlerin, çatışmaların, söylemlerin "siyasi" olduğunu biliyoruz artık. bu da bir gelişme! Fakat kimse de dememiş "filler tepişiyor, biz eziliyoruz." diye. Çünkü belirttiğim gibi tutarlılık yok. Genelde çok yüce, ulu, bir ferdi tüm dünyaya bedel olan über milletimiz ne kadar ezildiğini, ezikliğini hiç düşünemeyip bu fillerden birisinden taraf olabiliyor. Çünkü alışmışız ezilmeye. En çok ezenlere, en kötülere her zaman bir "hayranlık" duymuştur bu millet. İster "güç arzusu" diyin, ister "zengin hayranlığı". Kalkıp bir katilin sözlerini (örneğin çatlı) gururla paylaşabiliyoruz. Çünkü eziğiz biz, gerçek bu. Max Stirner'ın bir sözünü hatırlattı bana:
"Büyükler neden büyüktür, bilir misiniz? Biz, dizlerimizin üstüne çökmüşüz de ondan. Artık kalkalım!" Söz konusu "büyükler" zamiri, filleri temsil ediyor. Millet diz çökmekle kalmayıp bu filleri hayranlıkla izliyor. Sadist bir zevk gibi bizi ezenlere hayranlık duyuyoruz. Fil der ki, "ben sizin büyüğünüzüm, bana itaat edeceksiniz. İtaat etmeyenler ise haindir. Çünkü ben büyüğüm. Çünkü benim sözüm geçerli. Siz sadece bana uyacaksınız. Uymazsanız, siz de hainsiniz." Bu yüzden otoriter ve tamamen tolatilerleşmiş bu sistem içerisinde biz ezilenlere iki yol sunuluyor: Köle olmak, Hain olmak! Tarafınızı seçin.
Başka sözüm yok.